BÖBREKLERİMİZ ve GÖREVLERİ
Böbrekler, vücut boşluğunun arka kısmında ,omurganın her iki tarafında bulunurlar. Şekilleri fasulyeye benzeyen 10-12 cm
uzunluğunda olan organlarımızdır.
Böbreklerimizin Görevleri :
1- Böbreklerimiz
vücudumuzdaki suyun fazlasını ve üre, kreatinin gibi atık maddeleri kandan filtre
ederek idrarla vücuttan atarlar.
2- Kan basıncını düzenleme görevleri vardır.
3-
Tuz dengesi yanında, potasyum, fosfor ve kalsiyum dengesini ayarlarlar.
4- Kemik
iliğindeki kırmızı hücrelerin üretimini kontrol eden eritropoetin adlı bir maddeyi
üretirler.
5- Kemik sağlığını koruyan D Vitaminini aktif hale getirirler. Böbrek
yetmezliği, geçici veya kalıcı olarak böbrek fonksiyonlarının bir kısmının veya
tamamının bozulması anlamına gelir
BÖBREK YETMEZLİĞİ BULGULARI
Hipertansiyon: Kan
basıncının yükselmesi
Ödem ( Vücutta su toplanması ):
İlk belirti göz altlarında
ve ayak bileklerinde şişme olabileceği gibi daha ileri durumlarda nefes darlığı
ortaya çıkabilir.
Halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma: Üre, kreatinin gibi
toksik maddelerin birikmesi sonucunda ortaya çıkabilir.
Anemi: Kansızlık sonucu
halsizlik ve erken yorgunluk belirtileri görülür.
Bazen böbrek yetmezliği son ana
kadar önemli bir belirti vermeyebilir. Kolayca yapılabilecek üre, kreatinin ve idrar
tahlili ile böbreklerimizle ilgili sorun olup olmadığı anlaşılabilir.
DİYALİZ
NEDİR ?
Üre, kreatinin gibi atık maddelerin ve fazla suyun kandan uzaklaştırılması
işlemidir. Hemodiyaliz ve Periton diyalizi diye başlıca iki yöntemi vardır.
HEMODİYALİZ
Vücuttan uzaklaştırılamayan atık maddelerin ve suyun yarı geçirgen
bir membran (diyalizer ) vasıtasıyla vücuttan uzaklaştırılması işlemidir. Kronik
böbrek yetmezliği bulunan diyaliz hastaları genelde haftada üç kez ve dört saat
boyunca bu işleme ihtiyaç duyarlar.
Hemodiyaliz esnasında diyaliz makinesi, hastadan
gelen kanı yarı geçirgen bir membrandan (diyalizer ) geçirir ve yeniden vücudumuza
gönderir. Bu sırada diyalizerdeki membranın bir yüzünde kan, diğer yüzünde ise bir
tuz solüsyonu (diyalizat ) akar .Kandan uzaklaştırılmak istenen maddeler membranın
karşı tarafına geçerek vücuttan uzaklaştırılırlar .
DAMAR GİRİŞ YOLU
Hemodiyaliz işleminin yapılabilmesi için hasta kanını vücuttan alıp hemodiyaliz
makinesine götürmek ve diyalizerde temizlenen kanı da tekrar hastanın vücuduna
taşımak gerekir. Bu amaçla kullanılan yola “damar giriş yolu“ denir. Bu yol aynı
zamanda hastanın “hayat yolu “ olarak da tanımlanbilir. Giriş yolu kalıcı ve
geçici olarak oluşturulabilir. Kalıcı giriş yolu atardamar ve toplardamarın cerrahi
olarak cilt altında birleştirilmesiyle Fistül veya Greft (suni damar ) olarak
gerçekleştirlir. Geçici damar yolu ise fistülü henüz hazır olmayan veya kısa
süreli hemodiyalize girecek hastalar için boyun, göğüs veya kasık bölgesindeki
büyük toplardamarlara takılan kateterlerle oluşturulabilirler. En sık kullanılan ve
tercih edilmesi gereken giriş yolu Arteriovenöz Fistüllerdir (A-V Fistül ).
Fistüller
genellikle ön kolda veya üst kolda atardamar ve toplardamarın cilt altında cerrahi
yöntemle birleştirilmesiyle oluşturulur. Bunun mümkün olmadığı zamanlarda suni
damar (greft ) takılması gerekebilir.
A-V Fistülün Avantajları :
- En uzun ömürlü
giriş yoludur , - Enfeksiyon riski daha az , - Kanama riski daha az , - Damar içi
pıhtı oluşma riski daha azdır .
A–V Fistül için Hastalarımıza Tavsiyeler :
• Fistüllü kolla ağır yükler kaldırılmamalı • Fistüllü kol üzerine
yatılmamalı • Fistül akımın zorlaştıran sıkı giysiler giyilmemelidir •
Fistüllü koldan tansiyon ölçülmemeli • Fistüllü kol hergün ve diyalize gelmeden
önce ılık sabunlu suyla yıkanmalı • Mümkün olduğunca fistül iğnelerinin yeri
her seansta değiştirilmeli • Hastalar fistüllü koldaki akımın yarattığı
titreşimi kontrol etmeli ve azalma saptadığı zamanda hemşire ve doktorunu uyarmalı.
|